9786255804426
376484
https://www.selamkitap.com/teslimiyet-timsali-hz-ismail-aleyhisselam-peygamberler-tarihi-7
Teslimiyet Timsali Hz. İsmail Aleyhisselam;Peygamberler Tarihi 7
200
Hz. İsmail, Hz. İbrahim'in oğludur. Babası İbrahim (aleyhisselâm) 90 yaşına merdiven dayamıştı ama henüz çocuğu olmamıştı. Bunun üzerine Rabbine şöyle dua etti: “Rabbim! Bana salih bir evlat ver.” (Sâffât, 100) Yüce Allah duasını kabul etti ve ilk olarak İsmail (a.s.) dünyaya geldi.
Hz. İsmail, Filistin'de doğdu. Daha sonra, Hz. İbrahim hanımı Hacer'i ve oğlu İsmail'i Yüce Allah'ın emriyle Mekke'ye götürdü. O dönemde Mekke, çıplak, hiçbir ağacın, hiçbir canlının bulunmadığı ıssız bir vadiydi. Bunun için İbrahim (a.s.), eşi Hacer'i ve oğlu İsmail'i bu ıssız yerde bırakıp ayrıldığında, Hz. Hacer çok şaşırmış, neden böyle yaptığını sormuş ama cevap alamamıştı. Sonra: “Sana bunu Allah mı emretti?” diye sordu. Hz. İbrahim: “Evet” dedi. Hz. Hacer: “Öyleyse git, Allah bizi zayi etmeyecektir” diyerek eşsiz bir teslimiyet sergiledi.
İbrahim (a.s.), akrabalarından kopmuş, yurdundan ayrılmış, yaşlı ve kimsesiz yaşayan birisiydi. Yıllarca hasretle beklediği çocuk, nihayet yaşlılık zamanında kendisine lütfedildi. Çocuk yavaş yavaş büyüdü, hayat dolu bir gençliğe ulaştı, babasının yanında yürüyüp çalışacak çağa geldi. Hz. İbrahim, oğluna alışmış, ona gönülden bağlanmıştı. Çocuğunun sevgisi kalbine tam kök salmışken, bir rüya ile sarsıldı. Rüyada oğlunu boğazladığını gördü. Ve biliyordu ki bu rüya boş değildi. Bu, Rabbinin bir emri, bir imtihan işaretiydi.
Hiç tereddüt etmedi. Hemen teslim oldu ve oğluna “Yavrucuğum! Rüyada seni boğazladığımı görüyorum. Ne dersin?” dedi. Şüphesiz bu emir son derece zor ve ağır bir emirdi. Ona denilen şey, oğlunu bir savaşa göndermesi ya da zor bir işe sürmesi değil, kendi elleriyle, öz evladını boğazlamasıydı.
Ama o, bu emri tereddütsüz kabul etti ve bu büyük sınavı, oğluna danışarak yerine getirmeyi seçti. Ancak onu ansızın alıp emri uygulamak istemedi. Çünkü bu meselede, oğlunun da gönüllü olarak teslim olmasını, itaatin tadına varmasını ve Rabbin rızasını kazanmasını istiyordu. Kendi tattığı teslimiyetin lezzetini, oğlunun da tatmasını arzuluyordu.
Hz. İsmail'in cevabı ise hemen oracıkta: “Ey babacığım! Emrolunduğun şeyi yap!” (Sâffât, 102) oldu. Bu söz, saygı ve itaati açıkça ortaya koyan bir ifadedir. “İnşallah beni sabredenlerden bulacaksın.” (Sâffât, 102) İsmail (aleyhisselâm)'ın bu sözünde, Allah'a karşı ne kadar yüksek bir edep, ne kadar derin bir iman ve ne kadar samimi bir teslimiyet olduğunu görmekteyiz.
Hz. İsmail, Hz. İbrahim'in oğludur. Babası İbrahim (aleyhisselâm) 90 yaşına merdiven dayamıştı ama henüz çocuğu olmamıştı. Bunun üzerine Rabbine şöyle dua etti: “Rabbim! Bana salih bir evlat ver.” (Sâffât, 100) Yüce Allah duasını kabul etti ve ilk olarak İsmail (a.s.) dünyaya geldi.
Hz. İsmail, Filistin'de doğdu. Daha sonra, Hz. İbrahim hanımı Hacer'i ve oğlu İsmail'i Yüce Allah'ın emriyle Mekke'ye götürdü. O dönemde Mekke, çıplak, hiçbir ağacın, hiçbir canlının bulunmadığı ıssız bir vadiydi. Bunun için İbrahim (a.s.), eşi Hacer'i ve oğlu İsmail'i bu ıssız yerde bırakıp ayrıldığında, Hz. Hacer çok şaşırmış, neden böyle yaptığını sormuş ama cevap alamamıştı. Sonra: “Sana bunu Allah mı emretti?” diye sordu. Hz. İbrahim: “Evet” dedi. Hz. Hacer: “Öyleyse git, Allah bizi zayi etmeyecektir” diyerek eşsiz bir teslimiyet sergiledi.
İbrahim (a.s.), akrabalarından kopmuş, yurdundan ayrılmış, yaşlı ve kimsesiz yaşayan birisiydi. Yıllarca hasretle beklediği çocuk, nihayet yaşlılık zamanında kendisine lütfedildi. Çocuk yavaş yavaş büyüdü, hayat dolu bir gençliğe ulaştı, babasının yanında yürüyüp çalışacak çağa geldi. Hz. İbrahim, oğluna alışmış, ona gönülden bağlanmıştı. Çocuğunun sevgisi kalbine tam kök salmışken, bir rüya ile sarsıldı. Rüyada oğlunu boğazladığını gördü. Ve biliyordu ki bu rüya boş değildi. Bu, Rabbinin bir emri, bir imtihan işaretiydi.
Hiç tereddüt etmedi. Hemen teslim oldu ve oğluna “Yavrucuğum! Rüyada seni boğazladığımı görüyorum. Ne dersin?” dedi. Şüphesiz bu emir son derece zor ve ağır bir emirdi. Ona denilen şey, oğlunu bir savaşa göndermesi ya da zor bir işe sürmesi değil, kendi elleriyle, öz evladını boğazlamasıydı.
Ama o, bu emri tereddütsüz kabul etti ve bu büyük sınavı, oğluna danışarak yerine getirmeyi seçti. Ancak onu ansızın alıp emri uygulamak istemedi. Çünkü bu meselede, oğlunun da gönüllü olarak teslim olmasını, itaatin tadına varmasını ve Rabbin rızasını kazanmasını istiyordu. Kendi tattığı teslimiyetin lezzetini, oğlunun da tatmasını arzuluyordu.
Hz. İsmail'in cevabı ise hemen oracıkta: “Ey babacığım! Emrolunduğun şeyi yap!” (Sâffât, 102) oldu. Bu söz, saygı ve itaati açıkça ortaya koyan bir ifadedir. “İnşallah beni sabredenlerden bulacaksın.” (Sâffât, 102) İsmail (aleyhisselâm)'ın bu sözünde, Allah'a karşı ne kadar yüksek bir edep, ne kadar derin bir iman ve ne kadar samimi bir teslimiyet olduğunu görmekteyiz.
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Tüm Kartlar
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 200,00 | 200,00 |
| 2 | 100,00 | 200,00 |
| 3 | 66,67 | 200,00 |